Birinci Yüzyıl Anadolu Kiliseleri.001İncil’de bahsi geçen bölümler: Elçilerin İşleri 6:5; 11:19-30; 13:1-3; 14:26-15:3, 22-40; 18:22-23.

Hristiyan alemi için Antakya son derece önemli bir yerdir. Antakya’da ilk kez İsevi cemaate bugün kullandığımız “Hristiyan” ünvanı bahşedilir. (Hristiyan, “Hristos” yani Grekçe “Mesih” kelimesinden türemiştir ve “Mesih izleyicisi” demektir). Büyük İskender’in ölümünden sonra kurulan şehir  MÖ. 64 senesinde Roma tarafından fethedilir ve M.S. 1.yy’da Efesle beraber Anadolu’nun en büyük şehri olur.

Elçilerin İşleri 11. bölümden anladığımız kadarıyla birçok İsevi Yahudi M.S. 45 senesinde Filistin topraklarında yaşanan zulüm ve baskı dönemi sırasında Antakya’ya kaçmıştır. Böylece Anadolu’nun ilk kilise cemaati de oluşmuştur. İncil anlatısına göre: “Kıbrıslı ve Kireneli [imanlılar] Antakya’ya gidip Grekler’le de konuşmaya başladılar. Onlara Rab İsa’yla ilgili Müjde’yi bildirdiler… Rab’bin gücü sayesinde çok sayıda kişi inanıp Rab’be döndü. Olup bitenlerin haberi, Kudüs’teki kiliseye ulaştı. Bunun üzerine imanlılar Barnaba’yı Antakya’ya gönderdiler. Kutsal Ruh’la ve imanla dolu, iyi bir adam olan Barnaba, Antakya’ya varıp Tanrı lütfunun meyvelerini görünce sevindi. Herkesi, candan ve yürekten Rab’be bağlı kalmaya özendirdi. Sonuç olarak Rab’be daha birçok kişi kazanıldı.” (Elç. İş. 11:20-24)

Görünüşe bakılırsa Antakya’da ilk defa Grek ve Yahudi kökenli olmayanların çoğunluğu oluşturduğu bir cemaat ortaya çıkar. Cemaatin ilk önderi Barnaba’dır. Barnaba önderlik yaptığı dönemde Pavlus’u Tarsus’tan getirir ve onu yardımcısı olarak 1 sene boyunca çalıştırır. Her ikisi de büyük kitleleri eğitirler. M.S. 46 senesinde ise Antakya dahil olmak üzere, doğu Akdeniz toprakları ağır bir kıtlık dönemi yaşar (bkz. Elç.İş 11:27-30). Antakya cemaati kendilerini düşünmek yerine bu durum karşısında Kudüs’teki cemaate maddi yardım gönderir ve böylece geriye büyük bir fedakarlık örneği bırakmış olur. Kısa bir süre sonra Barnaba ve Pavlus Anadolu’ya müjdeleme odaklı yolculuklar yaparlar ve cemaat önderliği başkasına (belki de Havari Petrus’a) devredilir. Antakya kilisesi’nin üçüncü önderi Ignatius (M.S. 83-115) en önemli ‘Havarisel Babalardan’ bir tanesidir (Havarisel Babalar 12 Havarinin müritlerine verilen isimdir). Kendisi Roma’ya infaz için götürüldüğünde Anadolu’da bulunan 7 kilise cemaatine mektuplar yazar (Bu Vahiy’de bahsi geçen kiliselere yazılan mektuplarla karıştırılmamalıdır.) İzmir (Smyrna) cemaatine yazdığı mektupta Matta 3:15’den alıntı yapar. Bu Antakya kilisesinin erken bir dönemde Matta müjdesiyle tanıştığını ve ibadet için okuduğunu işaret etmektedir. Antakya’da veya çevresinde oluşan cemaatlerin geriye bıraktığı önemli katkılar arasında 1. ve 2. yüzyıla tarihlenen iki belge bulunmaktadır: (1) “Didake” diye adlandırılan ilk kilise tören rehberi ve (2) “Süleymanın Övgüleri” adıyla bilinen ilk kilise ilahi kitabıdır.

Roma dönemine ait arkeolojik eserleri görmek isteyenler Hatay Arkeoloji Müzesini ziyaret edebilirler. St.Pier kilisesi diye bilinen kayaya işlenmiş kilise en erken 3. veya 4. yüzyıla dayanmaktadır. Bunun dışında 2. yüzyıla dayanan su kemeri kalıntıları (Memekli köprüsü) ve Altınözü istikametinde bulunan surlar bu dönemden kalma diğer kalıntılardır.

****


KAYNAKÇA:

  • McRay, John. “Archaeology & The New Testament.” Baker Academic. Grand Rapids, 2008, sf. 227-232.
  • Wilson, Mark. “Biblical Turkey, A Guide to the Jewish and Christian Sites of Asia Minor.” Ege Yayınları. İstanbul, 2010, sf. 71-79.
  • Türkçe Kutsal Kitap, Kitabı Mukaddes Şirketi & Yeni Yaşam Yayınları, Eski ve Yeni Çevirisi.
  • Resimler: Kişisel, Wikimedia Commons.